bugün gündem filtresi

gündeminizi kişiselleştirin:
    yenile (0)
    « / 1 »
    daha fazlası
    5 entry daha
    • halil cibran'ın ermiş adlı eserinde bu konuya çok güzel değiniliyor. der ki;
      ve şehrin yaşlılarından biri, 'bize iyilik ve kötülükten bahset.' dedi.

      ve o cevap verdi:

      'yalnızca içinizdeki iyilikten bahsedebilirim, kötülükten değil.
      çünkü kötülük, kendi açlık ve susuzluğu içinde
      azap çeken iyilikten başka ne olabilir ki?

      gerçekten de iyilik, acıktığında en karanlık mağaralarda bile
      yiyecek arar ve susadığında kirli, durgun sulardan bile içer.

      siz, kendinizle bir olduğunuzda iyisiniz; bununla birlikte,
      kendinizle bir olmadığınızda, kötü değilsiniz.

      çünkü parçalanmış bir aile eşkiyaların ini değildir;
      sadece parçalanmış bir ailedir.
      ve dümensiz bir gemi, tehlikeli adalar arasında
      amaçsızca dolaşır durur, ama dibe batmaz.

      siz, kendinizden bir şeyler vermeye çabaladığınızda iyisiniz;
      kendiniz için bir kazanç sağlamaya çalıştığınızda ise,
      kötü değilsiniz.

      çünkü, bir şey kazanmak için uğraştığınızda, toprağa tutunan
      ve onun göğsünde beslenen bir kök gibisiniz.

      doğaldır ki, meyve köke 'benim gibi, olgun, dolgun ve bol bol veren ol..' demez.
      çünkü, almak nasıl kök için bir ihtiyaçsa,
      meyve için de vermek bir gereksinimdir.
      konuşurken tamamen uyanıksanız, iyisiniz.
      ama, diliniz anlamsızca kekelerken uyukluyorsanız,
      kötü değilsiniz;
      ve sürçen bir konuşma bile, zayıf bir dili güçlendirebilir.

      amacınıza doğru sağlam ve cesur adımlarla ilerlediğinizde iyisiniz;
      fakat oraya topallayarak gittiğinizde de, kötü değilsiniz.
      çünkü topallayanlarınız bile geri gitmez.

      fakat güçlü ve hızlı olanlarınız, incelik gösterin
      ve topal birinin yanında asla topallamayın.
      siz, sayısız konuda iyisiniz ve
      iyi olmadığınızda ise, kötü değilsiniz.
      sadece oyalanıyor ve tembellik ediyorsunuz.

      ne yazık ki, geyikler kaplumbağalara çevikliği öğretemiyor.

      iyiliğinizin, üstün beninize duyduğunuz özlemde saklı
      ve bu özlem her birinizde mevcut.

      ancak bazılarınızda bu özlem, yamaçların gizemini
      ve ormanın ezgilerini taşıyarak, büyük bir güçle
      denize doğru akan bir sel gibidir.
      ve diğerlerinde ise, dönemeçlerle ve kavislerle yolunu kaybeden,
      kıyıya ulaşmadan önce oyalanıp duran durgun bir ırmağa benzer.

      yine de özlemi fazla olanın, az olana 'neden bu kadar yavaşsın,
      neden duraklıyorsun? ' demesine izin vermeyin.

      çünkü gerçekten iyi olan, ne çıplak birine, `neden elbisen yok? '
      diye sorar, ne de evsiz olana 'evine ne oldu? ' der.'
      (bkz: halil cibran)

    19 entry daha